SAD SUALTI ARAŞTIRMALARI DERNEĞİ
Underwater Research Society

AKDENİZ FOKU ARAŞTIRMA GRUBU
Mediterranean Seal Research Group


english / türkçe
AFAG

 

REHABİLİTASYON SONRASI DOĞAYA SALINAN GENÇ FOK BADEM'İN GÜNCEL DURUMU HAKKINDA AÇIKLAMA

Didim'de 2006 yılı'nın Aralık ayında açık bir kumsalda bulunan yavru Akdeniz foku Badem, 28 Nisan 2007 günü Çevre ve Orman Bakanı Osman PEPE, İzmir Valisi ve birçok katılımcının gözleri önünde Foça'dan uğurlandı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı'nın desteği ile Gökova körfezinde, doğal ortamına geri salındı. Foça Belediyesi, Lenie't Hart Zeehondencreche Hollanda Fok Hastanesi ve SAD-AFAG işbirliği ile veterinerler, bir başhemşire ve bir deniz biyologundan oluşan ekibin 5 ay boyunca bakımını üstlendiği Badem, uzun süre rehabilite edilen ve doğaya geri salınan Türkiye'deki ilk Akdeniz foku oldu.
SAD Yönetim Kurulu Başkanı D. Haluk Camuşcuoğlu, genç fok Badem'in gerek kurtarılması ve bakımı gerekse salma sonrası durumu hakkında akıldaki sorulara yönelik bazı açıklamalar yaptı.

Uzun süreli merkezde bakım: Anne ve mağaranın yeterince aranıp aranmadığı sorusunu "Badem'in bulunduğu bölgeyi adım adım biliyoruz. Orası Akdeniz foklarının doğal yaşam alanından çok uzak bir bölge, onlarca kilometre yakınında bilinen mağara da yok" diyerek yanıtladı. "Badem belki Yunan adalarından geldi, bilmiyoruz, ancak annesinden bir şekilde koptuğu çok belli, 5 ile 7 gündür süt emmemişti. Bu bir yavru için çok uzun süre açlık demektir, gerçekten de Bademin vücudu büyük oranda su kaybetmişti. Yerinde (in-situ) kurtarma müdahalesinin kesinlikle uygulanamayacağı bir durumla karşı karşıya idik. Badem bulunduğunda ölmek üzere ve baygın vaziyette idi. O durumda ne mağara, ne anne arayacak ya da başkaca bir keyfi yerinde uygulama yapacak lüksümüz yoktu. Kesinlikle bir acil müdahale ve uzun süreli bakıma gereksinim vardı. Bizler, Çevre ve Orman Bakanlığı, Foça Belediyesi, Sahil Güvenlik Komutanlığı ve İzmir Valiliği bilgisi dâhilinde yapılması gerekenin en iyisini yaptık. O anda müdahale edilmese kesin ölecek bir canlıyı hayata döndürerek ona 2. bir yaşam şansı verdik.

Foça'nın seçimi: Bakım için ise Foça seçildi, çünkü fokun bulunmasıyla aynı gün içinde Foça Belediyesi rehabilitasyon merkezi kurmayı taahhüt etti, böyle bir merkez o zaman Türkiye'de ne yazık ki hiçbir yerde yoktu. Böyle bir gelişmenin ardından uzun üreli bakım ve besleme yapılacak başkaca bir yer aramaya gerek kalmadı elbette. Üstelik Türkiye'nin Akdeniz foku kurtarma, rehabilitasyon ve bakımına ilişkin yadsınamayacak pratik-teorik tecrübesi olan ve bu konuda eğitimli uzmanı veteriner hekim Avni Gök de Foça Belediyesi'nde çalışıyor. SAD ekibinde aynı zamanda, Dokuz Eylül Üniversitesi'nde görevli bir deniz biyologu olan yine bu konuda eğitimli Dr. Harun Güçlüsoy var. Bunlar Foça'nın uzun süreli rehabilitasyon yapılacak yer olmasında mukayesesiz üstünlük sağlayan faktörler olmuştur. Başka bir alternatif var idiyse, bu ne Badem bulunduğunda ne de bakımı sırasında derneğimize dolaylı ya da doğrudan iletilmemiştir. Bu vakitten sonra "neden Foça" sorusunu samimi bulmamız mümkün değildir…

Bakım-Rehabilitasyon prosedürü: Yavru fok ilk bulunduğu andan salınana kadar sıkı bakım protokol ve prosedürlerine tabi olmuştur. 35 yıllık deneyimi ile SRRC Hollanda Fok Hastanesi ve yine bu hastanede gerekli bütün eğitimleri almış olan bakım ekibinden Veteriner Hekim Avni Gök ve Dr. Harun Güçlüsoy, oldukça ciddi şekilde tüm karantina ve diğer sağlık kurallarını işletmişlerdir. SRRC dünyada kendi konusundaki birkaç kuruluştan biri sayılmaktadır.

http://www.zeehondencreche.nl/home/home_e.htm

Sonuçta yıllardır uygulanan, denenmiş bakım prosedürleri uygulanmış, fokla oldukça mesafeli ve son derece sınırlı sayıda insanla bakım ve beslenme yapılmıştır. Bunda hiçbir şüphemiz yoktur. Bu, soruları yöneltenler tarafından çok iyi bilinmekle birlikte ısrarla, dernek yönetim kurulu başkanlığı ve bilim kuruluna başvurma yöntemi hariç, farklı ortamlarda gündeme getirilmiştir. Kamuoyunu doğru ve zamanlı bilgilendirmek bakımından tüm bakım süreci günlük-haftalık olarak dernek web sitemizde fotoğraflarla birlikte şeffaf olarak kamuoyu ve resmi kurumlarla paylaşılmıştır. www.sadafag.org sitesine girildiğinde bu daha iyi anlaşılacaktır. Ancak, bazıları bu süreçte derneğimize önerileri ile doğrudan iletişime geçerek destek olmak yerine ısrarla sorularının bir kısmı yanıtlandığı halde gündemi karışık tutmaya ve yeni sorular yaratmaya çalışmışlardır. Halbuki yavru fok bulunduğundan bu yana sıkı kurallarla, çok az sayıda insanla bakım, besleme ve rehabilitasyon sürecinin işletildiği tüm ilgilenenlerce çok iyi bilinmektedir.  Derneğimize dolaylı yoldan ulaşan sorular incelendiğinde, gerek SRRC gerekse MOm derneklerinin iyi tanınmadığını ya da tanındığı halde bu kuruluşların uzmanlıklarına güvenilmediği anlaşılmaktadır.     

Resmi kurumları ve kamuoyunu bilgilendirme: Derneğimiz gerek resmi gerek basın ve internet yoluyla kamuoyunu bilgilendirme konusunda olağanüstü bir hassasiyet göstermiştir.

  1. SAD-AFAG ilk günden (5 Aralık 2006) itibaren Çevre ve Orman Bakanlığı, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü ile Sahil Güvenlik Komutanlığı, Foça Belediyesi ve Foça Kaymakamlığı'na düzenli olarak raporlama yapmıştır. Başta Çevre ve Orman Bakanlığı olmak üzere tüm kurumlar tüm süreç ve tüm detaylar hakkında bilgilendirilmiştir. Ulusal Fok Komitesi'ni toplama yetkisi ise sadece koordinatör kuruluş olan Çevre ve Orman Bakanlığı'nda olduğu herkesçe iyi bilinmektedir. Buna rağmen sanki Ulusla Fok Komitesi'nin toplanması konusunda muhatap derneğimizmiş gibi imalı sorular ortaya atılmıştır. Bu konuda derneğimiz UFK'nin toplanmasını arzu etmekle birlikte elinde hiçbir yetki ve sorumluluk olmadığının bilinmesi gerektiğini belirtmek isteriz. Ancak, önemle belirtmek isteriz ki, Ulusal Fok Komitesi veya bu komiteye bağlı çalışan Teknik Alt Komite toplanması durumunda, öncelikli olarak gündeme, Mersin kıyılarında Dr. Ali Cemal Gücü liderliğinde yapılan Akdeniz fokları yaşam alanlarını da içeren eko-turizm ve yine aynı şahıs tarafından İskenderun sahillerinde bulunarak kısa süreli bakımı yapılan yavru fok Rüzgâr'a ilişkin muğlâk konuların tartışılması gerekmektedir. Kronolojik olarak bunların ele alınmasının ardından dernek olarak Badem hakkında gündeme geçilecektir.     
  2. Tüm soru yönelten, açıklık isteyen çevrecilerin e-postaları, yerel yönetimler, bilim adamları, basın ve kamuoyu gerek basın duyuruları ve gazete mülakatları ile gerekse e-posta ve web sitesindeki basın duyuruları ile bilgilendirilmiştir.
  3. www.sad.org.tr ve www.sadafag.org web sitelerimizde Badem hakkında bulunduğu günden salındığı güne kadar, kurtarılması, bakımı, beslenmesi ve salınması tüm detayları ile günlük veya haftalık olarak tüm ayrıntıları ile verilmiştir. Hatta belli bir süre bakım-rehabilitasyon merkezine takılan kamera ile canlı olarak web sitemizden yayın bile yapılmıştır.

Ulusal ve uluslararası kuruluşlarla işbirliği: Konu ile ilgili uzman bir diğer ülke Yunanistan'ın "Akdeniz Foku Araştırma Grubu, MOm" ile de tüm süreçte fikir alışverişinde bulunduğumuzu vurgularız. Gerçekten, dünyadaki tüm Akdeniz foklarını rehabilite eden ve doğaya geri salan SRRC Hollanda Fok Hastanesi ve MOm derneklerinden ve tecrübelerinden çok fazla faydalanılmıştır. D. Haluk Camuşcuoğlu, bu arada, en az riskli ve yaşama alanı en yüksek yer olarak Gökova Körfezi kıyılarının seçildiğini belirterek, bu seçimin şakası olmadığını, birçok alan ve parametre hesaba katılarak uzun bir filtreleme sonucunda ortak mutabakatla alındığını ifade ediyor. SAD Yönetim Kurulu adına konuşan D. Haluk Camuşcuoğlu, bu sorulanların çoğunun daha önce e-posta gruplarında yanıtlandığını ve tekrar aynı kaynaklar tarafından gündeme getirilmesinin anlaşılmadığını dile getirerek, SAD-AFAG'ın 20 yıllık deneyimi ile birçok hasta, yaralı veya öksüz foka müdahale ettiğini, Foça Belediyesi, SRRC ve MOm gibi kuvvetli ulusal ve uluslararası kuruluşlarla işbirliklerine imza attığını, ancak buna rağmen Akdeniz foku rehabilite etmiş, bu konuda az da olsa tecrübesi olan kişi ve kuruluşlarla, kendilerine danışmaları halinde istişare yapmaktan büyük memnuniyet duyacağını önemle belirtti. SAD YK Başkanı D. Haluk Camuşcuoğlu, "sürtüşme yerine, sözde değil özde işbirliği ve desteğe ihtiyacımız var" dedi ve "Keza benzer olaylarda SAD-AFAG, Foça Belediyesi ve Çevre Orman Bakanlığı yine birlikte çalışmaya devam edecektir" şeklinde ekleme yaptı. SAD Yönetim Kurulu Başkanı aynı şekilde İskenderun sahillerinde bulunan yavru fokla ilgili birçok kaygı taşındığını, SAD olarak kendilerine hiçbir bilgi veya haber iletilmediğini, Çevre ve Orman Bakanlığı'na Badem'le ilgili her türlü yazı ve bilgi gittiği halde söz konusu Rüzgâr isimli yavru fokla ilgili Bakanlığa hiçbir resmi bilgi gönderilmediğinin anlaşıldığını, ayrıca Rüzgâr'la ilgili Ulusal Fok Komitesi'ne de bilgi verilmediğini ve bu durumda olası işbirliği imkânlarının kapandığını ifade etti.

Rüzgâr fokla, bakımı ve salınma sonrası ile ilgili kamuoyunun çok daha detaylı bilgiyi hak ettiğini ancak ne yazık ki olayı gerçekleştiren grup tarafından bunun gerçekleştirilmediği görülmüştür.

İzleme yöntemi: Telsiz veya uydu ile takip amaçlı vericiler bir alternatif idi. Bu konuda önceden bildiğimiz ve ortak çalıştığımız dünyada tecrübeli kuruluşlar mevcut; bir tanesi MOm digeri ise SRRC Hollanda Fok Hastanesi. National Geographic SAD-AFAG'a bu konuda destek vermeyi teklif etmesine rağmen öncelikle dernek olarak bu konuda detaylı bir ön araştırma yapıldı. SRRC Hollanda Fok Hastanesi uzun yıllara dayanan deneyimlerinden fokun kafasının tepesine kuvvetli yapıştırıcı (epoxy) ile takılan bu vericileri hayvanda ciddi yaralar açtığını ve enfeksiyon riski yarattığını teyit ederek yapılmaması yönünde kuvvetle tavsiyede bulundu. Bunun üzerine Amerika'yı yeniden keşfetmek yerine radyo veya uydu vericisi takılmaması konusunda SAD-AFAG olarak karara varıldı. Dünyada salınan fokların arasında pek azında verici takılmış olup, bunun somut yararları ve dezavantajları olduğunu anlamak gerekir. Biz SAD olarak korumacılığın ve nesli azalan bir canlının sağlığının her şeyden, takipten veya bilimsel veriden daha öncelikli olduğunu düşünüyoruz. Badem'in tekrar görülmesi durumunda tanınmasını sağlamak amacıyla sağ arka yüzgecine turuncu renkli plastik bir marka takılmıştır. Bu işlem de ilgili prosedür takip edilerek Veteriner Hekim Avni Gök, Dr. Harun Güçlüsoy ve SRRC baş bakıcısı Richard Dijkema gözetiminde vuku bulmuştur. Nitekim Salmadan 9 gün sonra Datça'da ve daha sonra Gökova Körfezi'nde tekrar karşılaşıldığında bu marka sayesinde genç fok rahatlıkla tanımlanmış olup, marka etkin olarak işlevini görmüştür.

Salma sonrası durum: Badem'in salma sonrasında insanlara yaklaşması konusunda ise, merak edenlerin konuyla ilgili literatürü yakalama zorluğunu göz önünde bulundurarak kısaca bilgi vermek isteriz. Dünyada sadece üç ülkede hasta, yaralı ve öksüz foklar kurtarılarak, bakımları yapılmış ve akabinde doğal ortamlarına geri bırakılmıştır; Moritanya, Yunanistan ve Türkiye. Badem Türkiye'deki ilk örnek olduğundan, doğal olarak, bu şirin yavrunun salma sonrası davranışları bilmeyenler için merak konusu olmuştur.

Gerek literatür taraması gerekse doğrudan yapılan temaslarla, aynı süreçlerden geçen Moritanya ve Yunanistan örnekleri incelenmiş ve bakıldıktan sonra doğal ortamına salınan yavru foklardan birçok örneğin, aynı şekilde insanlara yakınlık gösterdiği, bir süre insan yerleşimlerine yakın yaşadığı ancak bir süre sonra (bu 1 veya 2 yaz sezonu geçene kadar uzayabilen bir süreç) doğal ortamına geri döndüğü anlaşılmaktadır. Badem'in hala yabani özellikler gösteren bir canlı olduğu mutlak şekilde göz önünde bulundurulmalıdır. Keza, Datça'da birçok defa kendini savunma amaçlı veya refleks olarak 25 civarında kişiyi ısırmış olup, bunlardan 2 tanesinin (biri Türk diğeri Hollanda'lı bir turist) hastaneye gitmek zorunda kaldığı bilinmektedir. Foklardan da insanlara geçebilecek hastalıklar olduğunu uzman veteriner hekimlerden öğrenmiş bulunuyoruz. Yani bir Akdeniz foku veya diğer bir deniz memelisi ile temasa geçmemek, yakınlaşmamak, karşılıklı fayda sağlayacak, sağlık yönünden riski minimuma indirecektir.

Sonuçta doğal olarak, önceki vakalar göz önünde bulundurulduğunda, karşılaşılan bu durumun yadırganmaması ve daha önce karşılaşılmamış bir durum gibi değerlendirilmemesi gerekmektedir. Burada esas vurgulanmak istenen nokta, Badem'in, aynı Yunanistan ve Moritanya'daki benzer örneklerde görüldüğü üzere, zamanla insanlardan uzaklaşması konusunda, onunla karşılaşan insanların Badem'e yardımcı olmalarıdır. Bu ise, genç fokla karşılaşıldığında yaklaşmayarak, ona dokunmayarak olacaktır. Doğal ortamındaki bir Akdeniz fokuna uzak durmak bu canlının iyiliğinedir. Bu, aslında hatırlatılmaması gereken basit bir konu, ancak basında çıkan fotoğraflardan, SAD-AFAG tarafından basına verilen birçok haber ve mülakata rağmen inatla yöre halkı, turist veya dalgıçların Badem'i "sevme" davranışlarının devam ettiği üzülerek gözlenmiştir!..

Genç foka uzak durulması durumunda fokun bölgeden ayrıldığının en iyi kanıtlarından biri Körmen (Karaköy) limanındaki deneyimdir. Badem 24 Mayıs günü Körmen'de görüldüğünde SAD-AFAG, Foça Belediyesi ve SRRC ekibi anında limana gelerek tüm bölge halkı ve balıkçılara bilgi vermiş ve bir süre bölgede kalmıştır. İzleme ekibi tavsiyelerine uyulması sonucunda, sabah saatlerinde limana gelen fok ilgi göremeyince öğlen saatlerinde kendiliğinden limandan ayrılmıştır.

Salma sonrasında Badem'in Datça da görülmesinden sonraki tarihlerde, SAD-AFAG Datça temsilcisi Sezer Çete ve SAD-AFAG AFBIKA temsilcisi Kaptan Hasan Çıplak her gün bölgede izleme, bilgilendirme, yerel yönetim, emniyet, sahil güvenlik ve mülki idare amiriyle istişare ve işbirliği içinde olmuşlardır. Ayrıca halka sürekli bilgi vererek fokun iyiliği için uzak durulması konusunda olağan üstü çaba sarf etmişlerdir.

SAD-AFAG, ilgili resmi kurumlara (Çevre ve Orman Bakanlığı, Muğla Valiliği, Datça Kaymakamlığı, Datça Belediyesi Başkanlığı) detaylı ve uyarıcı resmi yazılar yazarak, fokun insanlarla olabilecek olası temasını en aza indirmek amacıyla yapılması gerekenleri ve yapılmaması gerekenleri aktarmıştır. Ayrıca renkli pano tasarımları yaparak ilgili kurumlara ve gönüllü doğa korumacılara iletmiştir.

Ayrıca, SAD-AFAG ekibinden Dr. Harun Güçlüsoy, Cem O. Kıraç, Zafer Kızılkaya, Ayhan Tonguç, Foça Belediyesi Veteriner Hekim Avni Gök ve SRRC'den Richard Dijkema ile yukarıda adı geçen SAD-AFAG Datça temsilcileri ile birlikte bölgeye 2 defa gelerek Datça Liman Başkanlığı, Datça Sahil Güvenlik Komutanlığı, Datça Kaymakamı ve Datça Belediye Başkanı'na ayrı ayrı ziyaretlerde bulunmuş, durumu düzeltici yöntemler üzerine mutabakata varılmış ve ortak harekete geçilmiştir. Destek olanlara ayrı ayrı elden SAD teşekkür sertifikaları verilmiştir. Emniyet, Belediye ve Kaymakamlığın görevlendirdiği yetkililerin yanı sıra başta Sezer Çete ve Kaptan Hasan Çıplak ve Veteriner Hekim Avni Gök olmak üzere gece ve gündüz mesai kavramı olmadan Datça ve civarında doğrudan izleme ve bilgilendirme çalışmalarına devam etmişler, kamu çalışanlarına bizzat yardımcı olmuşlardır.

Ayrıca, bu ekip yöre halkı, okullar, öğretmenler, turizmciler ve balıkçıların katıldığı yansı eşliğinde kapsamlı bir seminer vererek tüm süreç ve bundan sonra takip edilmesi gereken yol hakkında detaylı bilgiler verdiler.

Bunun dışında söz konusu dernek ve kurumların temsilcileri rutin olarak Badem'in çıktığı kumsala gelerek halkı ve turistleri fokla temas etmemeleri, yakın durmamaları konusunda fiili olarak çalışmış ve bilgilendirme – bilinçlendirme çalışmaları yapmışlardır.    

Resmi kurumların desteği: Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürü Prof. Dr. Mustafa Kemal Yalınkılıç ise, Yeşiliz dergisinden kendisine yöneltilen sorular üzerine, yavru fokun bakımı konusunda derneğimiz ile çalışmaktan mutluluk duyduğunu ifade etmiş ve UFK'nin gerekli görülseydi toplanacağını belirtmiştir. Genel Müdür Badem'in salınma bölgesini onaylamakta ve "Datça ve Gökova bölgesinde foklar daha çok görülüyor. Yöre halkı daha bilinçli, bu bölgede STK'lar da daha güçlü…" şeklinde yorum yapmıştır.

Sahil Güvenlik Komutanlığı da, daha önce yazılı olarak mutabakat sağlandığı üzere, uluslararası yükümlülükler ve ulusal mevzuatımızla sıkı koruma altında olan Akdeniz foku Moanchus monachus un herhangi bir bakıma muhtaç bireyinin bulunması durumunda derneğimizle işbirliği içinde ilk haberin ulaştırılması ve canlının olası transferi konularında hassasiyetlerinin devam edeceklerini belirtmişlerdir. http://www.sad.org.tr/

Foça Belediyesi Başkanlığı ise, sabit ve tam donanımlı rehabilitasyon merkezinin kurulması ile zaten derneğimizle işbirliği konusunda en iyi açıklamayı kamuoyuna yapmıştır. Foça Belediyesi Akdeniz Foku Rehabilitasyon Merkezi, altyapı ve tüm donanımı ile yetişkin, genç veya yavru tüm bakıma muhtaç Akdeniz fokları için hazırdır. Bundan sonra da dernek olarak yukarıda adı geçen kurum ve kuruluşlarla birlikte çalışmaya kararlı olduğumuzu yinelemek isteriz.

Sonuç: Badem konusunda derneğimizce açıklanamayacak hiçbir konu ve başlık bulunmamaktadır. E-posta gruplarına gönderilen bilgilendirme mailleri, yine e-posta ile birçok defa yanıtlanan sorular, Çevre ve Orman Bakanlığı'na iletilen birçok resmi yazışma, fotoğraflı raporlar, basında yer alan haberler, web sitemizde rehabilitasyon ile ilgili günlük gelişmeler ve tüm bakıma ilişkin detaylar, yanı sıra dergi ve gazetelerde çıkan yazı ve makaleler ile bu nadir olay tüm kamuoyu, diğer STK'lar, basın ve ilgili resmi kurumlar ile her aşamasında şeffaf olarak paylaşılmıştır. Yapıcı yaklaşımla yapılacak başkaca tüm konulara da tekrar açıklık getirmeye hazır olduğumuzu ancak yıkıcı eleştiriyle yaklaşanlara karşı seçici olduğumuzu anımsatmak isteriz. Samimi ve işbirliğine açık tüm yaklaşımları takdirle karşılıyor, doğanın korunması ve Badem'in geleceği için çekişme değil gerçek işbirliğine gereksinim duyduğumuzu yinelemek istiyoruz.

SUALTI ARAŞTIRMALARI DERNEĞİ
YÖNETİM KURULU BAŞKANLIĞI